Yeni yıl değildi beklediğimiz…
Barış(!), demokrasi(!), adalet(!) hiç değildi…
Işıltılı kutlamalar, şatafatlı gösteriler, doymak bilmeyen arzular… Ve daha neler neler…
Riyakâr sözler, yaşarmaz gözler, sıfatsız yüzler, merhametsiz kalpler…
Ne çok “yeni(!)” girdi hayatımıza “eski(!)”yi unutturmak adına.
Ve “yenilenelim” derken eskidik, pörsüdük, kokuştuk. Öyle ki insanlığı, insanlığımızı unuttuk; unutulduk. Sesimiz kısıldı, dilimiz lâl oldu, sustuk; sözümüz tükendi, sindik. Kıyamı unuttuk, dizlerimizin bağı çözüldü.
Evet… Yeni bir yıla giriyoruz; fakat yeni yılı kutlamıyoruz.
Dün Mevlânâ, “Yeryüzünde üşüyenler var; ben artık ısınamıyorum…” derken;
bugün çatısız, çadırsız, battaniyesiz, yalın ayak; kadınlar, çocuklar, bebekler donarken, insanlık utanmadan, sıkılmadan havai fişeklerle ısınıyor. Bir lokma kuru ekmekle hayata tutunmaya çalışanlar varken, bolluk içinde zehirlenen kalabalıklar susuyor. Açlık ve soğuk umutları bıçak gibi keserken kalabalıklar seyrediyor.
Yeni yılı kutlamıyoruz.
Tarihin doğru yerinde duruyor; “eskimez, pörsümez yeni”yi arıyoruz.
Gazze için, Myanmar için, Arakan için; dünyanın neresinde olursa olsun mazlum için…
İnsanlığın onuru ve izzeti için…
Toplanıyoruz, toparlanıyoruz…
Sinmiyoruz, susmuyoruz, unutmuyoruz…
KİRLİ OYUNLARA VE GENÇLERİ MAŞA YAPANLARA: "HADİ ORADAN!”
MEB Müfredatında Millî Hafızaya Dönüş Kimleri Rahatsız Eder?
TOPLANIYORUZ, TOPARLANIYORUZ
Tarihin Doğru Tarafında Sendikacılık
YERYÜZÜ KARANLIĞI KALBİNİZLE AĞARIYOR
İNANCIN VE AZMİN GÜÇLÜ MİRASI: ZİRVELERİ AŞAN, GELECEĞE UZANAN KOCA BİR ÇINAR
KARAMAN’DA BİR AVUÇ İDRAKSİZİN KOPARTTIĞI FIRTINA
Algı, Gerçeği Perdelediğinde Çöker
İLKSAN’da Göz Boyayan İyileştirme