Eğitim-Bir-Sen ailemizle gönüllerimizi yakınlaştıran, kardeşlik bağlarımızı güçlendiren ve hafızalarımızda güzel izler bırakan bir kültür ve doğa yolculuğunu daha geride bırakmanın mutluluğunu yaşadık. Şubemizden 55 kıymetli üyemizle birlikte 9-10 Mayıs tarihlerinde Batı Karadeniz’in tarih, kültür ve tabiat hazineleri olan Safranbolu, Kastamonu ve Amasra’yı ziyaret ettik.
Yolculuğumuzun ilk durağı olan Safranbolu, daha ilk andan itibaren bizleri zamanda yolculuğa çıkardı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan, yamaca ustalıkla kurulmuş tarihi konaklar; komşusunun güneşine, manzarasına ve yaşam hakkına saygı gösteren mimarisiyle adeta geçmişten günümüze bir medeniyet dersi veriyordu. Osmanlı şehir kültürünün en güzel örneklerinden biri olan Safranbolu’da taş sokaklar arasında dolaşırken her evin ayrı bir hikâyesi olduğunu hissettik. Cinci Hanı’nın heybetli atmosferi, Köprülü Mehmet Paşa Külliyesi’nin zarafeti ve safranın eşsiz kokusuyla harmanlanan lokumların lezzeti ziyaretimize ayrı bir renk kattı. Yöresel esnafın samimiyeti ve şehrin dinginliği üyelerimize huzur dolu anlar yaşattı.
İkinci durağımız olan Kastamonu ise manevi iklimi ve milli mücadele ruhuyla bizleri derinden etkiledi. Anadolu irfanının önemli merkezlerinden biri olan şehirde, gönül sultanı Pir Şeyh Şaban-ı Veli Hazretlerinin türbe ve dergâhını ziyaret ederek o manevi atmosferi yerinde hissetme imkânı bulduk. “İlim, irfan ve ahlak” ekseninde şekillenen bu kadim mirasın bölgede bıraktığı derin izleri dinledikçe geçmişle bağlarımız daha da kuvvetlendi.
Kastamonu Kalesi’nin şehre hâkim görüntüsü, Saat Kulesi’nin asırlık vakarı, Kadı Nasrullah Camii’nin huzur veren atmosferi ve halk arasında anlatılan hikâyeleriyle Kambur Köprü bizlere tarihin sessiz tanıkları gibi eşlik etti. Milli Mücadele’nin sembol isimlerinden Şerife Bacı’nın fedakârlığını anlatan hikâye ise hepimizi duygulandırdı. Kastamonu’nun yalnızca bir şehir değil; kahramanlık, vefa ve maneviyatın buluştuğu bir kültür ocağı olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Şehirde geçirdiğimiz akşam ise sohbetler, tebessümler ve paylaşılan hatıralarla ayrı bir güzelliğe dönüştü.
Ziyaretimizin ikinci gününde rotamızı Batı Karadeniz’in eşsiz doğasına çevirdik. Pınarbaşı ilçesinde bulunan Horma Kanyonu, doğanın sabırla işlediği muhteşem bir sanat eseri gibiydi. Ahşap yürüyüş yollarında ilerlerken gürül gürül akan suyun sesi ve yemyeşil doğa tüm yorgunluğumuzu aldı. Kanyonun sonunda bizleri karşılayan Ilıca Şelalesi ise serinliği ve büyüleyici görüntüsüyle adeta tabiatın saklı cenneti gibiydi. Üyelerimiz burada hem bol bol hatıra fotoğrafı çekti hem de doğayla baş başa kalmanın huzurunu yaşadı.
Gezi programımızın son durağı ise Fatih Sultan Mehmet Han’ın “Lala, lala! Çeşm-i Cihan bu mu ola?” sözüyle hayranlığını dile getirdiği Amasra oldu. Karadeniz’in incisi olarak anılan bu şirin sahil şehri; tarihi kalesi, limanı, dar sokakları, balıkçı tekneleri, Kemere Köprüsü ve masmavi koylarıyla bizleri kendine hayran bıraktı. Denizin mavisiyle tarihin iç içe geçtiği Amasra’da zaman adeta yavaşladı. Şehrin her köşesi “yeniden gelin” dercesine hafızalarımızda yer etti.
Ziyaretimizin ardından bir üyemizin kaleme aldığı şu mısralar ise gezi boyunca yaşadığımız kardeşlik, muhabbet ve kültür yolculuğunu en güzel şekilde özetledi:
“Tarihe ve Doğaya Yolculuk”
Eğitim Bir-Sen’le düştük yollara,
İki gün sığdırdık koca yıllara.
Öğretmenler bir araya gelince,
Neşe kattık geçtiğimiz kırlara.
Safranbolu konakları çok şirin,
Kastamonu desen manası derin.
Tarihin kalbinde geziyor canlar,
Geçmişi yâd ettik, şahittir anlar.
Horma Kanyonu’nda suyun gür sesi,
Amasra, Çeşm-i Cihan’ın nefesi.
Yeşille mavinin güzel ahengi,
İnanın bulunmaz dünyada dengi.
Rehber Mehmet Özkaraman ustamız,
Aydınlandı onunla her anımız.
Tarihi, kültürü tek tek anlattı,
Geçirdiğimiz güne anlam kattı.
Eğitim Bir-Sen’e şükran doluyuz,
İlim, irfan için sevgi yoluyuz.
Bu kültürel gezi bir iz bıraktı,
Dostluklar pekişti, yürekler aktı.
İki gün süren Batı Karadeniz ziyaretimiz; sadece yeni şehirler görmekten ibaret olmadı. Aynı zamanda dostluklarımızı pekiştirdiğimiz, dayanışma ruhumuzu güçlendirdiğimiz, ortak hatıralar biriktirdiğimiz anlamlı bir kardeşlik yolculuğuna dönüştü. Yol boyunca yapılan samimi sohbetler, paylaşılan tebessümler ve üyelerimizin bu tür sosyal-kültürel faaliyetlerin artırılması yönündeki memnuniyet ifadeleri bizleri ayrıca mutlu etti.
Eğitim-Bir-Sen olarak; üyelerimiz arasındaki birlik, beraberlik ve gönül bağlarını güçlendiren bu tür faaliyetleri sürdürmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki aynı yolda yürüyenler, aynı hatıralarda da buluşurlar.